_ Hayata Sıfırdan Tutunmak...
  • TGMP PERSONEL GİRİŞİ

Yazılı Medya

Hayata Sıfırdan Tutunmak... 30.12.2014

Sibel Güler: Eşim iflas edince hayata sıfırdan başladım, ‘Mikrokrediyle tanıştım hayatım değişti’...



 

Sibel Güler, Mikro Krediyle hayatını değiştiren kadınlardan biri. Çok büyük zorluklar yaşadı, zor aşamalardan geçti, eşi iflas edince sıfırı tüketti  ve Türkiye GrameenMikrofinansProgramı,Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) ve Turkcell’in işbirliğiyle hayata geçirilen Ekonomiye Kadın Gücü Projesi kapsamında  Mikro Krediyle tanıştı hayatı değişti. Sibel Güler, Mikro Krediyle hayatını değiştiren kadınlardan biri. Çok büyük zorluklar yaşadı, zor aşamalardan geçti, eşi iflas edince sıfırı tüketti ve Türkiye GrameenMikrofinansProgramı,Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) ve Turkcell’in işbirliğiyle hayata geçirilen Ekonomiye Kadın Gücü Projesi kapsamında  Mikro Krediyle tanıştı hayatı değişti.


Sıfırdan hayata tutunmanın öyküsünü Sibel Güler’den dinleyelim:


“Bir arkadaşımın tavsiyesiyle Özlem hanımla ve bu vesileyle Mikro Krediyle tanıştım. Üyeliğim gerçekleşti ve bir kaç günlük eğitim çalışmamız oldu. Mikro Kredinin kapsamını ve ne olduğunu öğrendim, anladım. İlk aşamada bin TL. kredi alarak başladım. Taksitleri çok küçüktü. Bu parayla yeni bir başlangıçın ilk adımını attım. Pazar tezgahında elma ile başladım. Elma aldım elma sattım. Mikro Kredinin o küçük taksitlerini aksatmadan geri ödemeyi başardım. Sonra yavaş yavaş, kademe kademe Kredi miktarım yükseldi. Evimin ihtiyaçlarını karşılamaya, kızımın eğitim ihtiyaçlarını karşılamaya başlamıştım yavaş yavaş.. İnanıyordum, daha da ilerleyecek, daha da kazanacaktım.


Çok büyük zorluklar yaşadık. Çok büyük aşamalardan geçtik. Eşim iflas etti. Sıfırı tükettik. Çok zor bir hayatım/ hayatımız vardı. Kızımızı okutamayacak duruma gelmiştik. Mikro Kredi, hayatımızın yeni bir başlangıcı, yeni bir dönüm noktası oldu. Sıfırdan başlamak bu olsa gerek.


İlk aldığım krediyle elma bahçesinden elma aldım. Pazarda elma satmaya başladım. Sonra pazar tezgahı aldım. Yavaş yavaş ilerlemeye başladım. Ardından bir bedel karşılığında pazardan yer aldım. Elektronik tartı aleti aldım. Pazar tezgahı için gerekli ne varsa kademe kademe hepsini almaya çalıştım ve aldım.


Şimdi ise pazar malzemelerimi rahat taşıyabilmek için bir araba alma aşamasındayım.”


Bir kadın olarak pazar tezgahı başında manavlık yapmak zor olmuyor mu?


“Zor oluyor ama öyle alıştım ki, işimi çok seviyorum. Bu işte başarılıyım.Ben ayakta durursam çocuğum da ayakta durur diyorum yılmıyorum. Bir çok kadına olduğu gibi bana da bir kapı açıldı ve Mikro Kredi sayesinde hayatım değişti. Hayata yeniden tutundum. Yaşamımı/yaşamımızı sürdürmek için hayat kurtaran bir kapıydı bu. Ne kadar teşekkür etsem azdır. 


Eşim de destek veriyor pazar tezgahının başında. Bana yardım ediyor. Her gün yeni bir adım atıyorum.İşimi geliştirmek için çaba sarfediyorum. Küçük bir miktarla başladığım kredim yükseldikçe işim de aynı şekilde kademe kademe gelişti. Krediler sayesinde.Önce 1000 Tl. , sonra 2000 Tl. ve sonra daha da yükseldi kredim. Kendi işimi sahiplendim. Kendi işimin patronu oldum.Elma ile başladım, kendi yerimi aldım. Daha da büyütmeyi düşünüyorum, arabamı alma aşamasındayım. Hiçbirşeyim yoktu. Vergi mükellefi oldum. eşim iflas etmeden önce o bana bakıyordu, şimdi ben ona bakıyorum. Bana yaşamsal haklarımı kazanmamda ayakta durmamda büyük destek olan EKONOMİYE KADIN GÜCÜ PROJESİ’ne ve Mikro Kredi olanağı tanıyan TİSVA’ya, TÜRKCELL’e ve GRAMEEN MİKROFİNANS PROGRAMI’na minnettarım.


 

KADIN GÜÇLENİR, TÜRKİYE GÜÇLENİR  

           

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), Türkiye GrameenMikrofinans Programı ve Turkcell işbirliğinde hayata geçirilen EKONOMİYE KADIN GÜCÜ projesi dar gelirli kadınların ekonomik üretime katılımını teşvik etmek, sosyal ve ekonomik olarak güçlenmelerine katkıda bulunmak amacıyla, kadınların gelir getirici bir işe başlamasına veya işini büyütmesine destek olmayı  hedef- liyor. Turkcell ve TİSVA 'nın ortaklaşa hayata geçirdiği bu cepten kalkınma seferberliği bir mobil operatör ile mikrofinans kuruluşunu bir araya getiren dünyanın ilk sosyal borçlanma projesi.


2003 yılında hayata geçen program kapsamında, herhangi bir teminat olmaksızın sadece "söz" vererek 350 milyon lira kredi kullanan 110 bin kadın iş sahibi olurken, borcunu ödemeyen çıkmadı.


175 ülkede dar gelirli kadınların ekonomik yaşama katılmaları amacıyla yürütülen program Türkiye'de 2003 yılından bu yana  Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), Türkiye GrameenMikrofinans Programı ve Turkcell işbirliğinde EKONOMİYE KADIN GÜCÜ projesi kapsamında hayata geçirildi ve Nobel ödüllü Prof. Dr. Muhammed Yunus ile ortaklaşa yürütülüyor.


Bu hedefin gerçekleşmesinde, küçük bir sermaye desteği ile dar gelirli kadınların ekonomik üretime başlamasına imkan tanıyan Mikrokredi Sistemi temel alınıyor. Mikrokredi, dünyada ilk olarak 1973 yılında Nobel Barış Ödülü sahibi Prof. Muhammed Yunus öncülüğünde yoksulluğun çok yoğun bir şekilde yaşandığı Bangladeş'te "Grameen Bank" altında faaliyetlere başladı. Prof. Muhammed Yunus, bu uygulamayı ilk olarak genç bir kadına bambu sepeti yapması için 6 $ kredi vererek başlattı.


Küçük sermayelerle değişen hayatlar


Türkiye'de 2003 yılında Prof. Muhammed Yunus'un girişimleriyle GrameenTrust ve Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) tarafından ortaklaşa başlatılan Türkiye GrameenMikrofinans Programı pekçok dar gelirli kadının işe başlaması için cansuyu/başlangıç kredisi sağlayarak, teminat ve kefalet gerektirmeden finansman erişimi kısıtını ortadan kaldırarak onbinlerce kadının hayallerini gerçekleştirmesine destek oluyor.


Yoksullukla Mücadelede Yenilikçi Yöntem: Sosyal Finansman


Türkiye'de her 5 kadından biri yoksulluk sınırında olup kendi potansiyelini gerçekleştirmeyi, ailesine ve toplumsal üretime katkıda bulunmayı bekliyor. Türkiye GrameenMikrofinans Programı'nın yaygınlaştırılması amacıyla, TİSVA ve Turkcell işbirliğinde hayata geçen Ekonomiye Kadın Gücü, Türkiye'de ilk defa sosyal borçlanma modelinin hayata geçirilerek kadınların gelir getirici işler yapması için küçük sermaye desteği sağlayan Mikrokredi Sistemi'ne yeni kaynak oluşturulmasını hedefliyor.

 


TİSVA Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül:


Yoksulluğun olmadığı bir ülke olabiliriz. Bu mümkün, hayal değil.


Akgül: “Ekonomiye kadın Gücü Projemize 2003 yılında Diyarbakır'da 6 kişi ile başladık, bugün 350 milyon lira kredi kullanan 110 bin kadın iş sahibi oldu. Ama hala milyonlarca kadınımız daha işini kurabilmek için maddi ihtiyaç içerisinde. Turkcell'le birlikte hayata geçirdiğimiz "Ekonomiye Kadın Gücü" bu manada müthiş bir itici güç oldu. Mikrokredi tahsilat sürecini NFC teknolojisiyle entegre ederek dünyada bu alanda bir ilke de imza attık. Turkcell teknolojisi ile mikrokredi alanında yepyeni bir çığır açtı. Turkcell'in Ekonomiye Kadın Gücü Projesi ve teknolojik altyapısıyla 2023 yılında Muhammed Yunus'un da benim de sizlerin de hayal ettiği yoksulluğun olmadığı ilk ülke olabiliriz. Bu mümkün, hayal değil. Turkcell'in desteğiyle tek kuruş kamu kaynağı kullanmadan Türkiye'yi kalkındırabiliriz.”


Dünyanın en değerli mikro finans kuruluşlarından biri olduklarının altını çizen Prof. Dr. Aziz Akgül: "İyi bir organizasyonuz. Bağışçılarımız her geçen gün artıyor. Amacımız dar gelirli kadınlara destek olup onların iş hayatına atılmalarına vesile olmak. Bizim bu süreçte hep yenilenmeye, hep gelişmeye doğru adımlarımız oldu. Pek çok değerli kuruluştan finansal desteğimiz var ama bu yetmez. Bizlerin de daha fazla kaynak oluşturması lazım. Bunu başarabiliriz. Bu bağışlardan tek kuruş bizim bir kazancımız yok. Tamamen insanlı değerler adına, 'ben ülkeme nasıl katkıda bulunurum' diye yola çıktığım ve sizlerle beraber yürüttüğüm bir yolculuk. Şuna inanın ki her biriniz bu davada her birinin köşe taşısınız ve çok fedakar çalışıyorsunuz. Dünyanın en değerli mikro finans kuruluşlarından biriyiz. Çalışmalarımız uluslararası mecrada örnek olmuş durumda. İnşallah daha iyi konuma geliriz."


Ekonomiye Kadın Gücü Projesi Danışma Kurulu Onursal Başkanı  olan Muhammed Yunus’u tanıyalım


Muhammed Yunus mikrokredi kavramını bulan ve geliştiren bankacı ve ekonomi profesörü. Mikrokredi konusunda tüm dünyaya öncülük eden Grameen Bankası'nın da kurucusu olan Bangladeşli profesör, 2006 yılında sosyal ve ekonomik gelişim yönünde yaptığı katkılardan ötürü Nobel Barış Ödülü'ne layık bulundu. 2012'de Glascow CaledonianUniversity'e rektör olarak atandı. Bunun dışında Birleşmiş Milletler Fonu'nda Yönetim Kurulu Üyesidir. 2008 yılında hazırlanan "Dünyanın ilk 100 Entellektüeli" listesinde 2. sırada yer alan Yunus, "Banker tothePoor" (Fakirlerin Bankacısı) kitabının da yazarıdır. Mikrokredi serüvenine 70'li yıllarda kendi cebinden verdiği 27 dolar ile başlayan Muhammed Yunus bugün dünyanın pek çok ülkesinde milyonlarca kadına milyarlarca dolar mikrokredi sağlıyor. Yunus'un Ekonomiye Kadın Gücü projesinin Danışma Kurulu Onursal Başkanıdır. Muhammed Yunus mikrokredi çalışmalarıyla sağlanan başarıdan sonra, şimdi de dünyadaki sosyal sorunların çözümü ve sürdürülebilir kaynaklar için "sosyal işletme"lerin yaygınlaşması konusunda önderlik yapıyor.


Aynur Ç. Arıcan


 

Eyvah! Kadın Sosyal Hayata Giriyor...


Toplumsal eşitliğin şartlarından biri kadının ekonomik gücüyle varolması. Yalnız ekonomik mi? Sosyal hayatın içinde olmak, dört duvar arasından kadını kurtarmak, bilinçlenip işgörmesini sağlayarak kendi alınterinin parasal karşılığını almasını sağlamak...

Kadınlar...

Yüzyıllarca insan olarak bile varlığı kabul görmeyen kadınlar...

13-14’üne geldiğinde çocuk yaşta satılarak evlendirilen kadın statüsüne koyulan küçük kız çocukları...

Toplumsal cinsiyet ayrımcılığıyla statüsü belirlenen, erkek egemen bir yapıdan kurtulamayan ülkem...

Elindeki değil evindeki emeği bile görülmeyen, hiç sayılan, emeğinin karşılığı olmayan kadınlarımız...

Onlar bizim kadınlarımız.

Sadece yasalar önünde eşit sayılan, ancak onu bile çok geç kazanmış olan.

Kadın yükselirse Türkiye Yükselir, Dünya yükselir.!

Kadın güçlenirse, bilinçlenirse Türkiye Güçlenir, Dünya güçlenir!

Yüreğinizin sesiyle korkmadan çıkın şimdi sahaya! Kaybedecek hiçbir şeyiniz yok...

Kadının yeri evi değil sosyal hayat...

 Kadının soysal ve ekonomik hayatta kalma mücadelesi, sivil toplum kuruluşları ve kadın örgütlerince gündemde tutulsa da kadınlarımızın bilinçli olma, bilinçlenme yüzdesi düşük.

Cumhuriyetin ilanından dokuz ay önce Şubat 1923'te Atatürk, "Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarıma karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir." Derken, kadının nasıl da hayattan koparılmışlığının, dört duvar arasına kapatılmışlığının, pasifize edilişinin resmini acınası resmini çizmiştir. Elbette kadın sosyal hayatta söz sahibi değilse, felçlidir! Hastadır! Yarımdır!

Ve Atatürk bu çağdaş düşüncesinin ürünü olan yüksek vizyonuyla kadının toplumdaki gerçek yerini belirlemiştir.

Kurtuluşun Savaşını hakkıyla veren kadınlarımızın paha biçilmez mücadelesini derinden gözlemleyen Atatürk, çağdaş ve ilerici düşünce ve birikimiyle kadınlar adına hak arayışına da gitmektedir aslında Cumhuriyetin ilanından önce.

Yine 1923 yılında Konya'da yaptığı bu hissiyatını büyük bir samimiyetle şöyle dile getirmektedir Atatürk, " Dünyada hiçbir milletin kadını, ben milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadınından fazla çalıştım, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilâhi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim."

Atatürk, toplumun bir parçası olan kadının her alanda ileri bir seviyede olmasını arzu etmiştir.

Osmanlıda kadının yeri Haremden ibaret iken, sosyal açıdan hiçbir öneme sahip olmazken, daha sonra medeni kanunla kadına sosyal alanda bazı haklar tanınmış, ancak sosyal açıdan pek bir değişiklik olmamıştı. Atatürk'ün girişimleri sonucunda, kadının iktisadi ve siyasal yaşama katılımının sağlanabilmesi açısından yapılan değişikliklerle kadına seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. Kadın lâyık olduğu değere kavuşmuştur bir nebze de olsa.

Kadınlara tanınan bu hakların o yıllarda birçok Avrupa devletinde olmayışı, Atatürk'ün (Türk halkının diyemiyorum…Türk halkı erkek egemen zihniyetten henüz kurtulamamıştır. Kadını pasifize eden zihniyet değişememiştir.) kadın haklarına verdiği değer ve önemi en iyi şekilde ortaya koymaktadır.

Bu değer, her geçen gün önemini yitirmektedir. İleriye, daha da ileriye gideceğine, geriye gitmektedir. Söz konusu olan kadının, bir takım meslek guruplarında işgörerek sosyal hayatın içinde olması değildir. Söz sahibi olmasıdır! Çalışması ve para kazanması değil, kazandığı parayı kendi özel hakları için kullanabilme bağımsızlığına sahip olabilmesidir. Çocuğuna kendi kazandığı parayla bir çift ayakkabı alabilme bağımsızlığına sahip olabilmesidir. Çocuğunun eğitim giderlerini özgürce karşılayabilme bağımsızlığına sahip olabilmesidir..


Ama kadınların %80'i ekonomik bağımsızlıktan mahrum. %50'sinden daha azı (resmi kayıtlarda fazla görünse de bu oran %50 çok daha alt seviyelerde) çalışıyor olsa da parasını kocasının eline teslim etmektedir. Kadının hakkı yoktur. O sadece karşılıksız emek harcar. Erkek tarafından sorgulanır; parayı nereye çarçur ettin, kime verdin, dostunla mı yedin, n'aptınlan paraları…


Okulda, tarlada, fabrikada, pazarda…Kadın..! çalıştın, eve geldin, yemek hazır değil, çamaşırlar kaldı, ütüler kaldı, bulaşıklar makinede yığıldı..suçlusun!


Çalıştın , evdeki asli görevlerin kaldı. Suçun büyük!


Ve dayak …yavaş yavaş sözlü saldırılarla gelen paat! diye tokat.. Mor gözler..mor çatıları arıyor…


Suçlusun! Üniversite okumak istiyorsun bu yaştan sonra kadın!


Haşa… Senin neyine okumak! Otur evinde kitap oku!


O kadınla görüşemezsin.. O adama selam veremez, tokalaşamazsın.. Kadın, sen sosyal hayatta olamazsın!


Seminer mi? O da ne…?


Sen kimsin ki , toplantı , seminer senin neyine… Orada büyük büyük işadamları var…


Kadın başına ne işin var oralarda…


Bu işte bir iş var, bu kadın seminer meminer diyor, eyvah ! kadın elden gidiyor..!


Bunlar kadının sosyal hayattaki gerçek resimleri…ben çoğuna tanığım.


Kadınlar Büyük Millet Meclisinde de var, belediye meclislerinde de var, siyasi parti meclislerinde de var, Kadın girişimciler kurullarında da var, halk tabiriyle zengin kulüplerinde de var… var ama… onlar bir elin parmakları kadar.


Ben kadınların %99'unun bu yerlerde olmasını istiyorum.


Avukatı da var, doktoru da var, öğretmeni de var, benim gibi gazetecisi de var, yazarı da var. Var ama, sadece bir konumda görüntümüz var… Bu emeğin gerçek sahipleri biz kadınlar olduğumuz halde emeğimizin gerçek karşılığı yok!


Emek hırsızı erkekler!... Kadının sesi, varlığı yükseldikçe rahatsız olan erkekler!...


Kadının bağımsızlığından huzursuz olan, bu huzursuzluğu ve hazımsızlığı aşağılayıcı sözlerle gidermeye çalışan erkekler!..


Kadının ekonomik gücüne göz diken erkekler!

İstisnaları dikkate bile almıyorum..Geneli bu!

Ben yükseleceksem, bütün kadınlar yükselsin!

Bir kurtarıcı mı beklemeliyiz Atatürk gibi bize kendi benliğimizi, kimliğimizi yeniden keşfettirecek?

Ama bir kapımız var artık tıklatmadan girebileceğimiz ve birlikte korkusuzca yol alabileceğimiz; TÜRKİYE GRAMEN MİKROFİNANS PROGRAMI- EKONOMİYE KADIN GÜCÜ PROJESİ...

Küçük başlangıçların devleşebileceği sonuna kadar açık bir kapı... “Kadın kalkınırsa Türkiye kalkınır”, Kadın Güçlenirse Türkiye Güçlenir” inancıyla, kadın emeğine ve gücüne olan inancıyla yola çıkmış olan TÜRKİYE İSRAFI ÖNLEME VAKFI (TİSVA), TURKCELL ve GRAMEEN MİKROFİNANS PROGRAMI işbirliği kapsamında EKONOMİYE KADIN GÜCÜ PROJESİ...


Evet kadınlar, bu kapı bizim evimizin kapısı...


İl ve ilçelerinizdeki şube bürolarını bulup başvurabileceğiniz, üyesi olabileceğiniz ve o küçük başlangıçlarla MİKRO KREDİ alarak hayalinizdeki işinizi kurabileceğiniz, kendi ayaklarınızın üstünde durabileceğiniz, kendi gelirinizle yaşama tutunabileceğiniz, ekonomik özgürlüğünüzü elinize alabileciğiniz, sosyal hayatın içinde olabileceğiniz ve sizi hep destekleyecek olan bir kapı...


Yeter ki, KADIN GÜÇLENSİN, TÜRKİYE GÜÇLENSİN!





Haberin orjinali için tıklayınız...